Ne çok küçük ,ne çok büyük bir bahçenin ortasındayım...Elimde hortum yaseminim ve begonvilimi suluyorum.Bir yandan da ocakta ki taze fasulyemin pişmesini bekliyorum.Akşama Belginler gelecek,mangal yapacağız bahçede...Göksel de çayını almış her zamanki gibi kurulmuş masaya laptopunda çalışıyor. Ben suladıkça yasemin tütüyor...Ben çiçeklere ağaçlara isim vermeyi çok seviyorum ama bu yasemine verecek bir ismim yok çünkü onun ismi zaten çok güzel.Begonvilimin ismi ise Suzan:-) Bu gün aşağıda kurulan köylü pazarındaydım.Hardal otu,taze nane,kabak,patlıcan,deniz börülcesi ve limon aldım.Kırmızı pancar da,salataya koymak için...Hatice Teyze sonunda istediğim zeytinyağından getirmiş...Keskin ve kokulu.Şöyle salata da kendini belli etmeli zeytinyağı,biraz kokulu biraz sert olmalı...Sabah hava hafif esiyordu şimdi duruldu.Sıcak mı sıcak yani şuan.Güneş batmak üzere ya en hararetli sıcakları bu saatlerde olur buraların.Komşumda da akşam yemeği hazırlıkları başlamış.Yavaş yavaş denizden dönüyor herkes.Nasıl da acıktık denizden sonra hepimiz.
Bu uzun elbiseyle,başımdaki mavi tülbentle bir ömür burada olmayı istiyorum o anda.Bu Yasemin hep tütsün,Suzan çiçek açsın hep pıtır pıtır,annemle babam gelsin az sonra,komşuların çocukları kudursun hep ben razyım,hiç bimesin isterse bu sıcak da,deniz tuzuyla iki gün yaşayayım,saçlarım karışsın,uzaktaki bir teknenin yelkenleri çarpsın gözüme,Göksel o masada çayını içsin hep,Hatice Teyze bana hep o zeytinyağından getirsin,Belginler gelsin mangala,yaz hiç bitmesin,tam burada bu bahçede dursun zaman,rüzgar ılgıt ılgıt Bodrum essin,kokusunu getirsin limon çiçeklerinin...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder